“KALEM İŞİ BENİM İÇİN RUHSAL BİR DOYUM. MANEVİ DOYUMLULUĞU ÇOK YÜKSEK BİR SANAT”

 
Duvar süslemeleri, restorasyon ve kalem işi çalışmalarıyla bildiğimiz saygıdeğer hocamız Abdullah Oğuzhanoğlu

Şubat ayı etkinlik programımız kapsamında düzenlediğimiz seminerimiz öncesinde
sizler tarafından merak edilen soruları derleyip kendisiyle bir röportaj gerçekleştirdik. Eğitim
hayatından, kalem işinin inceliklerine kadar pek çok konuyu konuştuğumuz bu değerli sohbet için
kendisine çok teşekkür ediyoruz.

 

Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?


Kahramanmaraş doğumluyum. Liseye kadar Kahramanmaraş’ta büyüdüm. Mobilya ve dekorasyon
bölümü okudum. Daha sonra 1993 yılında Edirne Trakya Üniversitesi’nde duvar süsleme sanatları ve
restorasyon okudum. Akabinde 1 yıl İstanbul’da çalıştım. Ustamın yönlendirmesi ile Erzurum Atatürk
Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Geleneksel Türk El Sanatları ve Türk İslam Sanatı dalında
eğitim aldım. Ondan sonra da tezhip, kalem işi, restorasyon gibi işlerde çalışarak bu günlere kadar
geldim.


Kalem işi nedir?


İnsanların bulunduğu mekânı güzelleştirme merakından kaynaklanan işlevsel bir sanattır. Yarı
geçirgen kâğıtlar üzerinde yapılan tasarımlar iğneleme yöntemi ile duvara iyice ezilmiş söğüt
kömürünün tamponlanmasıyla geçirilmesi işlevine diyoruz. Sebebi ise kalem işi geniş bir alanı kapsar.
Bu işi yaparken kullandığımız metal uçlar, kazıyıcı uçlar gibi her tür alete kalem diyoruz. Ancak bunu
mimariye indirgediğimizde “mimari tezyinat” daha doğru bir tabir oluyor. Dini ve mimari yapılarda
tavan ve duvar süslemelerine verilen ad diyebiliriz.


Kalem işinin türleri nelerdir?


Sıva üzeri kalem işi, ahşap üzeri kalem işi, mermer üzeri kalem işi, taş üzeri kalem işi ve tuval üzeri
kalem işi olmak üzere 5 çeşittir. Yapılan işe göre malzeme ve kalem kalınlıkları değişiklik göstermekte
tabi.


Kalem işi bir meslek midir veya meslek haline getirilebilir mi?


Öncelikle kalem işi bir sanattır. Sanat eserinin tek olmak gibi bir niteliği vardır. Ancak kalem işi öyle
değil tezhip gibi bir tane yapıp bırakılmıyor devamlılık gerektiren bir iş. Temelinde sanat yatan bir
meslektir.


Meslek haline getirmek isteyenler için ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz? Hangi yollar
izlemelidirler?


Meslek haline getirmek için bir şeyi sevmek ve ona ilgi duymak gerekir. Yeteneğiniz ve ilginiz olabilir
ancak bir ustanın yanında çalışarak usta-çırak ilişkisi ile kendinizi geliştirebilirsiniz. Bir ustanın yanında
teknik öğrenebilir hatta ustanız desen de biliyorsa iki işi kavrayabilirsiniz. Desen öğrenmek önemlidir.
Pek çok işin temelinde desen bilgisi vardır. En iyi desen bilgisine tezhip eğitimi alarak ulaşabilirsiniz.
Kalem işine gönül veren bir insanın ne olursa olsun desen eğitimi alması gereklidir. Türk süsleme
sanatlarının temeli olan deseni ve motifleri özümsemesi lazım ki mesleğinde başarılı bir insan olsun.
Yoksa işçi olurlar. Çünkü hem tasarımı yapıp uygulayan kişi nakkaştır, ancak tasarımı uygulayan
kalemkâr yani kalem işçisidir . O yüzden kişi usta olmak, nakkaş olmak istiyorsa desen öğrenmek en
önemli kurallardan biridir.


Tasarımlarınızı gerçekleştirirken sizi motive eden şey maddi bir kazanç mı, yoksa manevi anlamdaki
doyumluluk mu?

Her insan bir şeyler yaparken maddi kazancı ön planda tutar. Geri plana atamazsınız. Bir işi severek
yaptığınız zaman manevi olarak doyarsınız ve maddi kazançta beraberinde gelir. Tezhibi yapıp
bitirdikten sonra fotoğraflayıp bir başka kişiye teslim ediyorsunuz ve ne zaman rastlayacağınız
meçhul. Ancak kalem işini bir camide bir mimaride yaptığınızda bütün toplumun beğenisine
sunuyorsunuz. Kalem işi benim için ruhsal bir doyum. Manevi doyumluluğu çok yüksek bir sanat.
İstanbul’da bir atölyeniz var. Başka illerde de çeşitli mimarilerin tezyinat çalışmalarına katıldığınızı
biliyoruz. Sizinle çalışan bir ekibiniz var ve bu ekibe katılmak için belirli şartlarınız var mıdır?
İstanbul’da bir atölyem var. Birçok yerde de mimari uygulamalar yapıyoruz. Bizim ekibimize dâhil
olmak için tek bir şart var. Kalem işi tam olarak ekip işidir. Bizim sanatımız kolektif bir sanat olduğu
için çalışma esnasındaki uyum ve takım olma ruhu çok önemli. “Ben yaptım”dan ziyade “biz yaptık”
duygusunun bilincinde olunması gereklidir. Sanatında ne kadar iyi olursa olsun ekip içinde çalışmayı
başaramayan bana göre zaten hiçbir yerde çalışamaz.


Bazı mimarilerin tezyinat çalışmalarında çok yüksekte çalışmak zorunda olduğunuz durumlar da
oluyor. Güvenlik ne derece önemli, nasıl bir önlem alıyorsunuz?


Çok yüksekte çalıştığımız için ciddi tehlikesi olan bir iş. Maalesef emniyet tedbirlerini almadıkları için
birçok arkadaşımızı kaybettiğimiz zamanlar oldu. Kemer ve baretleri, sıktığı gerekçesiyle takmayan ya
da takmak istemeyen çok kişi oluyor. Alçak bir yerden düşse dahi bu durum o kişinin hayatına mâl
olabiliyor veya sakat kalabiliyorlar. O yüzden emniyet tedbirleri çok önemli. Sağlam ve iyi kurulmuş
bir iskele ile iş güvenliği önemsenmesi gereken konuların başında gelmekte.


Geçmiş dönemlerde yaşamış ilham aldığınız veya üslubunu beğendiğiniz bir sanatkâr var mı?


İlham aldığım sanatkâr; Baba Nakkaş. Şah Kulu ve Kara Memi’de Baba Nakkaş’ın üslubunu takip eden
sanatkârlardandır aslında. Bizim sanatımız silsile yolu ile aktarılır. Yani hoca öğrenciye; öğrenci de
kendi öğrencisine şeklinde ilerlemekte olan bir ekoldür aslında.


Kalem işine olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?


Gençlerimiz kalem işini kılıçlardan tanıyorlar, okullardan tanıyorlar ve ilgi gösteriyorlar. Ancak şöyle
bir sıkıntı var ki eğitim fakültesini bitirmiş biri tayini nereye çıkarsa gidiyor. El sanatları ve restorasyon
bölümünü bitirmiş bir kişi örneğin Antalya’da, Konya’da iş buluyor fakat aile buna müsaade etmiyor.
Gençler çok istekli olmasına rağmen ailelerinin engeli ile karşılaşıyorlar. Ailelerin çocuklarına
güvenmesi çok önemli. Artık çağımız bunu gerektiriyor. İlgi var fakat bazı engeller bu ilginin
körelmesine sebep oluyor.


Eşiniz Esra Oğuzhanoğlu ile ortak imza kullanıyorsunuz. Bunun bir hikâyesi veya özel bir sebebi var
mıdır? Neden ortak imza?


Eşim ile üniversite yıllarından beri birlikteyiz. Sınıf arkadaşıydık ve çoğu zaman aynı işleri yaptık,
devamlı birlikte çalıştık. Daha sonra evlenip kendi atölyemizi kurduk. Evliliğimizin ilk yıllarından beri
biz ne yapıyorsak ortak yapıyoruz. Örneğin eşim desen hazırlıyorsa ben o işin cetvellerini çekiyorum.
Boyası, motifleri derken ortak olarak uygulamaları planlayıp yapıyoruz. Ortaya çıkan eser üzerinde
herkesin bir emeği ve uygulaması var. Deseninden boyamasına kadar yapılması gereken işleri paylaşıp
beraber yapıyoruz. Haliyle ortaya çıkan esere bir kişinin imzasının atılması doğru olmuyor. Biz de
“Abdullah&Esra” imzasını kullanmaya karar verdik. Bizim ilk işimizde dahi “Abdullah&Esra” imzası var.


Sizler gibi başka ortak imza kullanan sanatkârlar var mı? Yoksa bu size özgü bir özellik mi?

Bildiğim kadarıyla bizim haricimizde ortak imza kullanan çok fazla kişi yok. Tek bildiğim Nilüfer Kurfez
ve Selim Sağlam var. Onlar usta-çırak ilişkisi olarak bugünlere gelmişler ve hala daha o şekilde
çalışmalarına devam ediyorlar. Onlar da ortak imza kullanırlar.


Devamı