Minyatür Sanatı ve Levni

 
Minyatür sanatı, Osmanlı himayesinde gelişip özgün Osmanlı Minyatürü haline gelmesi II.Mehmet’ten I.Süleyman’a kadar dönemde gerçekleşmiştir.  Osmanlı Minyatür Sanatı’nın en ünlü nakkaşlarından biri de Levni’dir.

Latince kırmızı ile boyamak anlamına gelen “miniare” kelimesinden türetilmiş olan minyatür; Osmanlı kaynaklarına baktığımızda “tasvir” veya “nakış” şeklinde ifade edildiği görülmektedir. Minyatür terimi genel manada çok ince işlenmiş küçük boyutlu resimler için kullanılmaktadır.

 

Minyatür sanatı, doğu ve batı dünyasının bilinen en eski resim sanatıdır.  Derinlik, perspektif, ışık ve gölge yoktur. Anlatılmak istenen eksiksiz biçimde aktarılır. Renklerin parlak ve canlı olması önemlidir. Çünkü minyatürde duyulara en fazla hitap eden unsur renktir. Renk dağılımında kırmızının öne çıktığını söylenebilir. Genekllikle figürde ve mimaride kırmızı üst ve zeminde maviler tercih edilmektedir. Minyatür eserler ilk olarak eskiz olarak çizilir ve ardından kağıt üzerine aktarılarak altınla parlatılırlar. İs mürekkebi ve kök boya gibi güçlü maddeler kullanılır.  Metinde geçen olaylar resmedilirken nesneler gibi canlılarda doğadan soyutlanarak ve gerçek görünümlerinden çok farklı birer dekoratif ögeye dönüşürler. Gölge oyunundaki gibi iki boyutlu bir kalıba dönüşen insan figürü, çevresindeki nesnelerle orantısızlık sergilemektedir. Minyatür sanatının en ilginç özelliklerinden bir diğeri de boy kişinin önemine göre artmakta ve dikkat çekilmek istenen kişi en öne yerleştirilip uzun boyla vurgulanmaktadır.

 

 

 

Minyatür sanatı, Osmanlı himayesinde gelişip özgün Osmanlı Minyatürü haline gelmesi II.Mehmet’ten I.Süleyman’a kadar dönemde gerçekleşmiştir.  Osmanlı Minyatür Sanatı’nın en ünlü nakkaşlarından biri de Levni’dir.

Toplumun her kesiminden insanı tasvir etmiş, figürlerin hareket ve mimiklerini de ekleyerek gözlem yeteneğini ortaya koymuştur. Kalabalık figürleri “S” kıvrımını andıracak bir düzen içinde tasvir etmiştir. Eserlerinde çok fazla mimariye yer vermeyen Levni; daha çok gülünç olaylar veya dikkat çeken durumları ele almıştır. Klasik Osmanlı minyatüründe kullanılan parlak ve canlı renklerin aksine pastel tonları tercih ederek kendi tarzını ortaya koymuştur. Bu dönem üslup ve anlayış bakımından Osmanlı resim sanatının adeta dönüm noktasıdır. Birbirinden kıymetli pek çok eser onun elinden çıkmıştır. Örneğin; III. Ahmet’in dört şehzadesinin sünnet düğününü sebebiyle yapılan şenlikleri anlatan Surname-i Vehbi isimli eserin minyatürleri Levni’ye aittir. 1720 yılına ait bu eser resimli el yazmalarının en güzel örneklerindendir. On beş gün, on beş gece süren sünnet düğününü içeren eserde 137 minyatür bulunmakta ve Topkapı Sarayı’nda yer almaktadır.

 

 

SURNAME-İ VEHBİ isimli resimli el yazması kitabında Nakkaş Levni'ye ait olan bazı minyatür örnekleri;

Sultan Ahmed'in Okmeydanı'na alayla gelişi.                    

Resim1: Sultan Ahmed'in Okmeydanı'na alayla gelişi             Resim2:Müzik eşliğinde oynayan çengiler                Resim3: Haliç'te yapılan gündüz şenlikleri