Mozaik


...

MOZAİK SANATI

 

Binlerce yıldan beri saraylara, mabetlere ve daha birçok önemli yapıya görkem,
sıcaklık, özgün bir üslup kazandıran mozaiğin ana malzemesi doğanın koynunda
saklıdır; taş, toprak ve cam.
Topraktan gelen ve belli bir ahenk içinde yan yana dizilerek ve hünerli ellerde
ateşle dans ederek yeni formlar kazanan mozaikler, ilk günkü kadar canlı ve
kalıcı bir malzeme olması nedeniyle her daim büyük ilgi görür.
Mozaik, bir imgeyi iki boyutlu olarak betimlemesi bakımından resim sanatıyla
benzerlikler gösterir. Fakat mozaiği resimden farklı kılan, sanatçıları da,
sanatseverleri de büyüleyen başka bir üstünlük söz konusu. O da bu sanatın
zamanı donduran ışıltısı. Mozaikler; resmin aksine zamanın yıpratıcı, yok edici
etkisine yenik düşmez, solmaz, bozulmaz.
İnsanın olduğu her yerde sanat da vardır. Geçmiş dönemler incelendiğinde
insanoğlunun ortaya çıkışı ile birlikte sanat eserleri de varlığını göstermeye
başlamıştır. Bu durum, insanın herhangi bir araçla kendini ortaya koymak
istemesinden kaynaklanır. Çünkü sanat, insanın duygu ve düşüncelerini herhangi
bir araç yoluyla bir şekle yansıtabilmesidir. Sanat sadece bireysel olarak değil,
toplumsal olarak da bir kendini ifade etme aracıdır. Sanattan uzak olan bir
toplum kendini geliştiremez.
Sanatta biçimlenen yaşamdır. İnsan varlık olarak kendisinin farkına vardığından
beri var olmasının ağırlığını hissetmekte ve kendini ifade ederek kurtulmaya
çalışmaktadır. İnsanoğlu hep kendi ile baş başa, zamana ve mekâna yayılmış bir
halde var olmaya mecburdur. Çünkü varlığın görünür, dokunulur bir duruma
gelmesi sanat yapıtlarıyla olur.
Sanat, sanat eseri ve sanatçı varlığındaki oluşumların zamana yayılması, sanat
eserlerinin, bir medeniyeti sonraki nesillere anlatan şahitleridir.